MaviMelek
"yaralı doğar bütün insanlar, anlaşılmak, sevilmek, sevecenlik dilenir ömrünce…" Cüce / Leylâ Erbil

[Öykü]"Babamın Sevgilisi" | A. Kadir Konuk

Jealousy | Ming Myaskovsky

"ÖYLE SEVİYORUM Kİ ANNENİ"

Bak şu köşedeki oğlan sana işaret ediyor.
Gördüm.
Bana sorarsan iyi bir hıyara benzemiyor. Az önce de ortada dans eden sarışına kur yapıyordu. Bir şıp sevdi olabilir. Bu tür erkekleri iyi tanımalısın. Birçok erkek için kadının nasıl olduğu pek fazla önemli değildir, yatabiliyorlarsa, bir gece için hepsine, her şeye katlanabilirler. Ertesi gün tanımazlar bile.
Sana katılıyorum.
Deneyimliymişsin gibi konuşuyorsun.
Ustam kim?
Bir yığın delikanlı var burada, seçtin mi kavalyeni. Kiminle dans etmek istiyorsun?
Seninle.
Beni yoruyorsun, sana ayak uyduramıyorum, sen de vals sevmiyorsun.
Haydi, geçen gece o süslü, kırmızı saçlıyla çarliston yaparken hiç de yorulmamıştın.
Yorulmuştum da utandım yorulduğumu göstermeye. Kadın da amma askıntıydı değil mi? Uzaktan göz ediyor, dudaklarını yalıyor… Hele elime yapışıp dans pistine çekmeye kalkışması… Gözüne sokmaya çalıştığım, parmağımdaki alyans bile umurunda değildi. Körkütük sarhoştu. Sen iteklemesen dünyada kıpırdamazdım yerimden.
Yemezler. Neredeyse ağzının içine girecektin kadının.
Hiç de değil, üstelik ağzı müthiş kokuyordu.
Bak hele, demedim mi girdin ağzına diye.
Başlama anneliğe yine. Haydi git danset. O odun yaklaşırsa iskele dolu dersin.

***

Benim annem bir canavar.
Hayır öyle iri yarı, tuttuğunu koparan, vurduğu yerden toz kaldıran bir canavar değil. Sıskanın, erimişin Allah’ı. Babam, kızdırma beni, üfürsem açık pencereden uçup gideceksin deyince de kuduruyor.
Kadın dil canavarı.
Aman Allah, o ne dil? Ağzını bir açmasın, Karaköy’den girip, bir dakikada Beyoğlu’ndan çıkıyor. Annemin annesi onun için, Allah buna bir dil vermiş, altını üstünü delmiş koyvermiş derdi. Annem ağzını açınca, zavallı babam, durup öyle bakıyor onun gözlerine. Ama kadının gözlerini görmek mümkün değil. Hani bir açsa gözlerini, babamın yapma, ayıp oluyor diye yalvaran bakışlarını görecek, belki susacak. Ama o kapatıyor gözlerini, ağzını açıyor. Sonra o ağızdan neler çıkmıyor dışarıya.
Bir akşam babam, bak Selma dedi, böyle iyi yaptığını düşünüyorsan yanılıyorsun. Seni aldatmadığımı, ilk günden beri sana sadık kaldığımı bin kez söyledim. Aldatsam ruhun duymaz. Ama neden aldatayım? Şu dilin olmasa dünya güzeli bir kadınsın. Kızımın annesi, evimin sultanı, başımın tacısın. Bir kadında aranabilecek her şey sende fazlasıyla var. Ama dilin…
Demez olaydı adam, sabaha kadar, inanın abartmıyorum, sabaha kadar susmadı kadın. Ne varmış onun dilinde? Kendi evinde iki söz de mi söyleyemeyecekmiş? Köle miymiş, memlekette fikir hürriyeti yok muymuş…
Konuştu, ağladı, duvarları tırmaladı, yine konuştu, yine ağladı. Babama demediğini koymadı. Kendimi tutmasam gidip ağzına bir tane çarpacaktım. Ne sabır var bu adamda. Üstelik gülüyor. O gülünce annem kudurmuyor mu, onu işte o haliyle göreceksiniz.
Annem bir ilaç firmasında çalışıyor. Babam aynı firmanın kozmetik grubunda. Annemin giysileri ne kadar pis kokuyorsa babam o kadar mis. Orada tanışmışlar, asansörde. Babam, siz her gün bu kokulara nasıl dayanıyorsunuz diye sormuş ansızın. Annem de hazır cevap ya, sizin gibileri koklayarak demiş. Sonra başlamışlar koklaşmaya. İlk günler babam, kokmuş diye çağırıyormuş annemi, o da gülerek kokularıma kurban ol diye yanıtlıyormuş. Annem sözcüğün gerçek anlamıyla hâlâ sever babamı. Ben dünyaya geldikten sonra yaşlılık duygusuna kapılmış, alınganlaşmış annem. Gizlide büyüttüğü kıskançlığı açığa fırlamış. Babam da bir daha o sözü almamış ağzına.
Aslında iyi yürekli, ince duygulu bir kadın annem. Daha doğrusu, o düşünceye kapılmadan, yani babamın onu aldattığı düşüncesine kapılmadan önce öyleydi. Geçmişte babamın giysilerindeki kokuyu öven kadın o kokularda başka kadınlar aramaya koyuldu. Adam yemin etti, geceler boyu evden adımını dışarı atmadı, ama annem her gün yeni bir kokuyu yeni bir kadın yaptı. Ben beş yaşıma girince başlamış bu duygu onda. Tam on üç yıldır böyle bu.
Babamla baş başa verip söyleşirken anlattı hepsini bana adam. Neredeyse ağlayacaktı. Bu davranışıyla beni başka kadınlara doğru iteklediğinin ayırtında değil annen, dedi. Bir kez, bir kez dur ben seni aldatayım da gör dedim, diye anlattıydı babam, bir iş toplantısında kadının birine biraz yaklaşacak gibi olmuş, annemin sesi patlamış kulaklarında, Selim, kendine gel, sıçırtma ağzına!
Duydum demişti babam, inan duydum o sesi. Ama orada değildi annen. Öyle batıl inançlarım yok biliyorsun, ama duydum işte o sesi. Öyle seviyorum ki anneni. Kadın yerleşmiş beynimin tüm hücrelerine. Ama gel de anlat ona, inanmıyor, ne yapayım.

***

Diskoya gitmişsin, diye cırladı annem banyodan. İnkâr edemezsin, gömleğinin cebinde buldum giriş biletlerini. Hem de iki tane.
Gittim dedi babam, gazete okuyordu.
İş toplantısı dediğin o muydu, diyerek dikildi annem tepesine adamın.
Hayır, o değildi, kızımızı arkadaşının doğum gününe götürdüğümde gitmiştim diskoya. Aldatıyorsun işte, şerefsizin tekisin sen. Aldatmıyorum diyorsun, kızının eğlencesini bahane edip aldatıyorsun. Gömleğinin üzerindeki bu kadın saçları yeter kanıtlamaya.
Aldatıyorum, dedi babam gazeteden bakışlarını ayırmadan.
Annem atıldı, gazeteyi aldı onun elinden, bin parça oldu gazete, gömleği çarptı babamın suratına, götür o orospu yıkasın diye bağırdı.
Terbiyeli ol dedi babam, kiminle dansa gittiğimi bilsen o sözü kullanamazdın!
Hayret, babam da sertleşebiliyormuş demek.
Terbiyeli ol ha, onun bunun fahişesine sövmek terbiyesizlik oluyor ha…
İlk kez, evet ilk kez babam oturduğu yerden fırladı, ona vuracağını düşündüm, ama adam gitti kendini mutfağa kilitledi.
Annem o gece evden çıkıp gitmeye, boşanmaya kalkışınca nasıl yaptım bilmiyorum, kolundan tuttum, neredeyse sürükleyerek odama götürdüm, attım yatağın üstüne, çöktüm göğsüne, aç gözlerini diye bağırdım, sonra korkudan büyümüş gözlerine bakarak, öğrenmek istiyorsan sana o kadını gösterebilirim, dedim.
Öldürürüm onu diye cırladı.
Öldüremezsin, dedim, battaniyeyle kollarını iyice sarıp sarmalamasam, az kalsın annemin elinde kalıyordum, çıldırmıştı.
Sonra birden sakinleşti. Sen nereden tanıyorsun onu diye sordu.
Tanıyorum. Hafta sonunda ben yine bir arkadaşımın doğum gününe gidince, onlar yine gidecekler dansa, dedim. Gittikleri yeri biliyorum. Ama o gün seninle gelemem. Gider bir köşeye saklanır, izlersin. Ne yapacaksan orada yap, ama yeter artık, bırak adam uyusun.
Tanıyorsun, diye bağırdı annem, gittikleri yeri biliyorsun, sen de… demek sen de gidiyorsun diskolara öteki fahişeler gibi…
Annem olmasa…
Benim yatağımda yattı o gece. Sabaha kadar uyudu uyandı ağladı.

***

Babamla dans ediyorduk, ikimiz de tetikteydik, her an bir kurşun yiyebilirdik. Ama bu tehlikeyi göze almak zorundaydık. O kadını yola getirmenin başka hiçbir çaresi yoktu.
Efendim diskoya kötü kadınlar gidermiş, erkeklere elletirlermiş orada kendilerini, ayakta bitirirlermiş işlerini, sonra da hepsi etiketli fahişe olurlarmış… Sanki kadınlar asansörlerde tanışamıyorlarmış sevgilileriyle, üstelik aylar boyu asansörlerde öpüşemiyorlarmış gibi…
Bir kadın sadece kocasıyla gidebilirmiş dansetmeye. Genç bir kızın öyle yerlerde işi neymiş… On sekiz yaşıma kadar ayağımı attırmadı dışarıya akşam karanlığından sonra. Odamda öğrendim dansı, odamda tek başıma. Babam ne zaman, şu kıza bu kadar eziyet etme, hangi çağda yaşıyoruz dese, benim orada olmama aldırmadan, bırakayım da ötekiler gibi sürtük mü olsun demiyor mu…
Babam olmasa arkadaşımın doğum günü diye evden çıkamayacaktım birkaç kez. Senin arkadaşların da hep bu ayda mı doğdular diye homurdanmıştı annem, ama babam ben götürür, birkaç saat kahvede oturur, ben getiririm eve deyince söyleyecek söz bulamamıştı.
Aslan babam, canım babam… O olmasaydı kentte gençlerin doyasıya eğlendikleri diskoları nasıl tanıyabilirdim bilemiyorum.
Babamla dans ediyorduk, annemin her an gelebileceğini biliyor, ama umursamıyorduk. Birden çığlık doldu kulaklarımıza. Bir el saçlarıma yapıştı, yüzümü çevirdi, tokadı indirdi suratıma.
Annem!
Sonra…
Öylece donup kaldı.
Hayır taş kesildi. Eli havada, ağzı yanardağ krateri, gözleri…
O bakışı anlatabilecek bir tek söz yoktur dünyada.
Sonunda öğrenmişti annem. Babamla dans eden sevgilisi bendim, babam annemi benimle aldatıyordu.

Yenihayat1@t-online.de

Sayı: 37, Yayın tarihi: 05/05/2009
MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics