MaviMelek
"Beni iyileştiren ne şok. Ne de ilaçlar. Beni iyileştiren, bu kliniklere bir kez daha kilitlenme olasılığının verdiği büyük ve derin korku." - Tezer Özlü

[Şiir]"Aşkın Kadın Yüzü" | Şenay Kaya

Ve kadın teslim etti gövdesini
Cam kırığı yüreklerin köle taciri efendisine
Tutuştu dünyanın atlastan kefeni
Mülteci kamplarına dönen sokaklarında
Metal borusuna üfledi kıyametin habercisi
Yalınayak bir kavağın boynunda idam edildi kuşlar
Hiçbir tabanca sığmadı kılıfına
Büyük çarşaflara sarıldı bedenler
Lanetli rüzgârların uğrak yerinde
bir kadın düştü toprağa
Yaşanmış acıların korkunç gülüşünde
Bir elin parmaklarını geçmeyen efsanelerin
Belirsizliğiyle, aşkı sıradakine teslim etti

Ve kadın saçlarını açtı
Yanan ormanların ölüm çığlığında
Limanlar terkedilmişliğin kasvetindeydi
Tek tek uğurlarken bütün gemilerini
Avuçlarında ayna kırıkları vardı.
Doğum sancısında bir tohum düştü
Hasat edilmiş tarlaların kıraç gövdesine
Bizden önce doğmuştu aşkın çocukları
Gözlerinde karanlık lekeleri
Ve yanardöner ışığıyla
Bir odanın izbe köşesinde yalnızlık ağlıyordu
Sese aç
Dokunuşa muhtaç inatçılığıyla

Ordaydı, işte tam ufkun geceye dönüştüğü yerde
Yürüdükçe uzaklaşan yakınlığıyla
Bitmeyen bir yolculuğun sonundaydı..
İşte tam orda
Ölümlülerin gerçeğe tek ihaneti düşler ülkesinde
Gözün kör noktasında takılıp kalan
Milyonlarca sahnenin baş döndüren hızında
Ucundan kıyısından yakaladığı bir umudun
Şeffaf gölgesinde yırtıldı bütün denizler
Gökyüzü yere indiği vakit
Bir tek o kalmıştı Pandora’nın Kutusu’nda

Cenaze evlerinin ürperten bir kokusu vardır hep
Soğuktur her şeyden,
Tükenmiş gibidir uzayıp gitse de zaman
Son nefesin paha biçilmez değerinde anlarız
Nefes almanın ne demek olduğunu.

Yalıtılmış camdan bir kafesin içinde
Dokunulmazdır sesin ve ışığın göremediğimiz hayaleti
Her zaman sudan bahaneleri vardır havanın
Evrenin kızgın çocuğu güneş karşısında
Ve uçurumlar derinliğini yakalamıştır
Yerçekiminin herşeyi alçaltan ısrarcılığında

Yıldızlar ne kadar görebilirse denizin derinliğini
İşte o kadardır karşımızdakinin görebildiği
Ve o kadın teslim ederken gövdesini
Havaya çarparak bölünür bütün moleküller
Bir parçamız toprak bir parçamız sudan yanar
Acıtır, kanatır yüreğimizi aşkın yedi renkli bakışı
Zaman sonsuz bir boşlukta sarkıtır iplerini dünyaya
Geçmişe doğru geriye
Geleceğe doğru ileriye sürer
Bir gündüze bir geceye bulanan atını.

Tadımlık mutlulukların
Ayağını yerden kesen bir hafifliği vardır
İşte öyle bir şeydi telaşlarda geçen yıllar
Tedavülden kaldırılmış değersiz paralar gibiydi
Hiçbir kapıyı açmayan anahtarlar

Doğum, ölüm ve yaşamışlık olmasa.
Anne kızına
Baba oğluna
Kardeş kardeşe yabancı.
Korkuların ertesinde boşuna aradık
Hep yanımızda sandıklarımızı.

Gel zaman git zaman anlatılan masalların
Hayal ötesi gücünde büyüdük
Avutulduk, alıkonulduk kendi içimizden
Hiçbir fırtınadan haberimiz olmadı
Binlerce kez pusuya düşürmüştü ayrılık
Renk körü aşkı, bencillik hevesinden.

Ve kadın teslim etti gövdesini
Aşkın bir bakışı uğruna
Kirletilmiş duyguların şafağında yıldızlara küskün
Avuçlarına kan birikmişti
Deniz vurgunu yemiş gözlerinde yakamozlar söndü
Hiç kimse yalnızlığı bu kadar sevmemişti
Çırılçıplak siyahın koynunda renge bulanan ellerinde
Çiçek açtı ağaçlar, denizler ufka haber yolladı
Ihanetin son duasında aşk
O kadının gövdesine tohum bırakarak yol aldı.

Bildiğimiz gibi değildi vedanın sözleri
Düşmüş gibiydik bir kuyunun derinliğine
Bir şiirin çığlığında susmuştu durmak bilmeyen devinimler
Belirgin çizgilerle ayrıldı zaman
Bir gözünde kum saati
Bir gözünde saat tiktakları
Vurduk bedenimizi azgın bir suyun koyuluğuna
Damarlarımızdaydı sevdanın sırları.

Kaçıncı kişiydik milyonlarca zerrecik içinde
Bu yollar nereye gidiyor
Dönüş hazırlıklarıyla geçti kaç bahar
Yaşanacak üç mevsim kaldı geriye.
Kim demiş aynalar yalan söylemez diye
Dünyanın en büyük yalancısıyken çocuklar
Gözlerinde hep bir ayna bakışı vardı
Ve aşkın çocuklarıydı onlar.

İp üstünde bir cambaz gibi
Sergiledik bütün marifetlerimizi
Düşmedik aşağıya en azından
Ödülümüz cesaretin sahte sureti
Yaşlandık hiçbir şeyin yaşlanmadığı kadar
Çürüyen dallara döndü iki kolumuz
Esirdik, köleydik, her kaçışın ardından

Ve şimdi sıra bize geldi
Gönüllü girdik bu iddianın
yıllardır ayak basılmayan yollarına
Teslim ettik biz de o kadın gibi gövdemizi
Aşkın bir bakışı uğruna
Geçiyorduk, uğradık yalnızlar limanına
Hiç bitmedi yolculuğumuz
Kalakaldık bir denizin ortasında.

~~~
Sayı: 42, Yayın tarihi: 22/11/2009

Başa dön

 

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics