MaviMelek
Hermes Kitap
"Ah Leonardo, boş bir aşk uğruna içini karartmak neden? Beni küçümseme, zavallı değilim. Büyük arzuları olandır zavallı." Leonardo Da Vinci

[Öykü]"Alma ya da Elma" | Ruhşen Doğan Nar

Alma ya da Elma | Genco Demirer

"ÖLMEM GEREKİYORSA ÖLÜRÜM"

Şehrin kömür kokan bol karbondioksitli havası odamı doldururken ben baygın bir halde yıllarca kullanıla kullanıla eskimiş ucuz halının üstünde yatıyordum. Kendime geldiğimde dikkatimi çeken şey odanın buz gibi olması değil içerisinin leş gibi is kokmasaydı. Bana her zaman bu koku sigarayı hatırlatırdı ve şunu söylemeliyim: Hayatımda bir kez bile ağzıma sigara koymadım ve bununla her zaman, her yerde övünürüm.

Kapıları ve pencereleri kapattıktan sonra geçen gün süpermarketten almış olduğum oda spreyini buldum ve odamı vanilya kokusuyla doldurdum. Aslında şu oda spreyleri bir boka yaramıyor, tek yaptıkları bir süre burnuna güzel kokular yayarak koku alma duyularını yormak ve böylece odanın ortasına sıçsan bile bokun kokusunu alamamak. İşin sırrı burundaki koku alma duyularını işlemez hale getirmek. Sanırım insanın kendi ter kokusunu alamamasının nedeni de bu.

Vanilya koktuğunu umduğum odam ısınsın diye klimayı açtım ve kanepeye uzanıp (aslında atladım, annem yanımda olsaydı çocuk musun diye bağırırdı) aptal kutusunu izlemeye başladım. Aptal kutusunu izleyenlerin aptal kutusuna aptal adını koyma aptallığını yapacak kadar aptal olmaları sizce de dünyadaki en aptalca şeylerden biri değil mi?

Oda yeterince ısınınca (bacaklarımın titrememesi anlamına geliyor) klimayı kapattım, ne de olsa son zamlardan sonra elektrik faturaları boru gibi giriyordu. Acaba tekrar kömür sobasına mı geçsem? Klimanın rahatlığına alıştıktan sonra soba kurmak, temizlemek insana zor geliyor. Gerçi sobanın yaydığı o doğal ısıyı klima kıçını yırtsa veremez. Bu arada aklıma sobanın kapağının üstüne tükürüp tükürüğümün kaynayıp buharlaşmasını izlediğim mutlu çocukluk günlerim geliyor. Tükürük ısıyla birlikte cız diye ses çıkararak kapağın üstünde zıplar parçalara ayrılır ve sonunda yok olurdu. Ben ise keyifle bu mucizeye şahit olurdum.

Saatime bakıyorum: 12.50. Zaman ne kadar hızlı geçiyor şaşırıyorum ister istemez. Sanki biz saate bakmadığımız zamanlarda zaman olduğundan daha hızlı ilerliyor. Saate ikide bir baktığımızda ise zaman gıcığına yavaşlıyor ve ayak diriyor.

Gözlerimi açtığımda kendimi tekrar yerde, dandik halının üstünde buluyorum. Hemen saate bakıyorum ve saatin 13.50'yi gösterdiğine şahit oluyorum. Aslında şu anda hâkimin biri odama girip "Şahit misin?" diye sorsa hayatta şahit olmam ama evime bir hâkimin girme olasılığı sıfır olduğuna göre saate bu sefer gönül rahatlığıyla şahit olabilirim.

Bir saattir şuurumu kaybetmiş bir şekilde yerde yatıyorum demek ki, diye söyleniyorum ve kıçımı uyuşturan beton zeminden kalkıyorum. Aniden kalkmamalıyım çünkü tekrar bayılabilirim. Neden bayıldığımı da bilmiyorum, şu ana kadar doktora gitmeye tenezzül etmedim, o sahtekârlara para verecek kadar enayi değilim. Bayılmam gerekiyorsa bayılırım, ölmem gerekiyorsa ölürüm. Ama asla doktor denilen kandırıkçıların bu işe burunlarını sokmalarına izin vermem.

Odanın içinde bir ileri bir geri yürürken aklımdan ipe sapa gelmez düşünceler geçiyor. Şimdi anlatsam gülersiniz, ondan dolayı saçma fikirlerimi kendime saklıyorum.

Deli dana gibi odayı arşınlamam sonucunda bacaklarım yoruluyor ve beynime artık yeter mesajı gönderiyor, beynim ise mesajı okuduğunu ayaklara bildirmek için ayakları çaldırıp kapatıyor.
Biraz hava almak için markete değil, tabii ki balkona gidiyorum, daha doğrusu çıkıyorum. İçine sıçtığımın şehrine bakarak bir cigara yakıyorum. Oppss!

Herhalde pot kırdım. Nasıl açıklasam? Nereden başlasam? Aslında ben sigara içiyorum hem de günde iki paket bitiren bir tiryakiyim. Başka başka? Aslında bayılmadım, sadece şekerleme yaptım. Bir de ben doktorum. Ha bir de unutmadan…
Efendim? Bu kadar yeter şerefsiz, öyküyü bitir mi diyorsunuz?
Peki!

Sayı: 32, Yayın tarihi: 20/11/2008
MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics