MaviMelek
Hermes Kitap
"İnsanları yalan söyledikleri zaman dinlemeyi severim. Olmak istedikleri, olamadıkları kişiyi anlatırlar." Aylak Adam / Yusuf Atılgan

[Retorik]Abdulkadir Öztürk

Adamın Sağdığı Geceydi | İhsan Arı

"Adamın Sağdığı Geceydi"

"BİLMEK BENİ ÖLDÜRÜYOR"

Minareden bilinmedik mırıltılar akıyor sabahın sağır kulaklarına doğru
ağzı uçuklamış kuş yiyen martılar dam uçlarında intihara hazırlanıyor
ıslak bir gece yatağa düşmüş
saralı bir hasta gibi
sokak kedileri adıma tükürüyor
odamın üzeri açık camdan bir gökyüzü parlıyor mavi
kanatlarını gördüm kırıktı martıların, hep evime düşüyor
eşiklerde bekleşiyor sakat heceler…

beyaz bembeyaz bir yüz takınmış adam soru soruyor kendine
düşse yer yarılacak
yürüse yer sarsılacak
adam adamlığını arıyor

- soru sormak nedir bilmiyor?

soluksuz koşuyorken dalağına mıh çakılmış t-ay düşüyor
adam yumuk bir el gibi içine büzülmüş geceden ödünç aldığı iniltileri yudumluyor
soru sormak dışlaştırmak diyor titriyor herkes gibi
sarı yapraklardan toplanmış çiçekler gibi soluyor dili
ayaklarında sıtma izi kalmış gözlerini ovuyor
kim uyudu kim uyandı ki diyor ben giderken
ben giderken mi kalkmıştı bu;

"Sargılarımı nasıl unuturmuşum çürümüş gözlerinde
Yapışmış bir kir nasıl çıkar ki dünden
O sokağı döven sarhoş kusmuğu söyleyebilir mi
etinde nasıl çığlık a(t)çar çıbanın…
"

adamım dur!
sakın söyleme, sakın çıkmasın o son hece
bütün sözcüklere mum dik, çaput bağla
bu masaldan kovulduk biz
bu kapı yüzümüzden çıkan ağu
namluda dua eden bir kurşun gibi sendelersen söz döver söz uçar
bak kim kimin hecelerini yuyor
sakın söyleme sussssssssss!
sakın söyleme kim kimin yüreğini duyuyor…

- uzun bir susmak girer kapıdan…

kapı girer önce adamdan ağır
içerde pinekleyen bütün insanlar siner
cam yüzlerden yapış yapış anlamsız melodiler iner merdivenden iner gibi
"pıt pıt pıt"
gecenin ve gündüzün bütün oyuncakları
ey büyük rakımlı yarınlar
ey annemin perdesiz duası
nerdesiniz ve nereye gittiniz
ey ağzıma hücum eden palyaçolar
deyin bana tanrısız veya tanrılı nasıl geviş getiriyor insanlar!

- yenik düşmüş bir rüzgâr gibi su yüzünde uyuyor

yerden tırnaklarıyla topluyor, yeşil ırmak akar gibi sürünüyor yüzünün kıvrımları
bir ağacın yaşlılık boğumlarında unutulmuş bir sanrıydım değil mi
asırlık bir çam ağacının şirelenmiş gözyaşıydım, yaşlı geyik gözlerine bakan
ne yana dönsem içimde sonsuz uğultular çınlıyor
ne yöne dönsem morarmış ezilmiş etlerim sarkıyor
her yanımı bir ben dövebiliyorum…
mundar ırmak ne yana akar
mısmıl ırmakta yosun tutmuş çocukluğum ne yapar
çığlık çığlığa sivas elleri
ses duvarı aşılmış bir başka duvar duruyor
algı dünyam şizofren bir hasta gibi
dövüşüyorum kendimle
ve bir ben dövebiliyorum kendimi
hiçbir doktor işe yaramaz
hummalı hastalıklar dolaşıyor beyaz önlüklerinde
hijyenik kahkahalar atıyorlar ben sustuğumda
ben konuşunca dillerinden yapışkan sözcükler yere düşen tesbih tanesi gibi dağılıyor
mermer kaygan yüz okunaksız
doktorlar en fazla ellemeyi biliyorlar…

- bilmek beni öldürüyor musa, hızır beni arıyor

adam her şeye inat susmayı denemez, susar…
sustukça durur "ene" gürültü diner
bütün gidişler gelişlere bulanır
kime inat bu sokaklar neye gebedir bilinmez…

sinendiğim her yer adamı üryan kılıyor
üryan yanlarımızda geziniyor parmaksız geceler
açtıkça perdeleri çırılçıplak kalıyor
kapadıkça peltek bir dil bulaşıyor
soludukça düş doğuruyor çıplak kaldırımlarımda şehir
kirli bir atölye gibi duvarları
cam kırıkları var ellerinde
ellerinin üzerinde yürüyor gibiler
kesik kesik dolanıyor
uçuşuyor

zamansız bir rüh düşmesi dile soluk vermiyor
yorgun bir rüzgâr gibi
çağlayan, akan bir nehir gibi
sureti elini yakmış bir ağrı gibi
oysa soluksuz bir koşuydu bilmeceler
gizemli bir susta
yontulardan çıkardığı talaş
avazı çıktığınca atılan o ilk çığlıkta saklı kalmış ağrılı acı
"zehirli" parmaklarından adam kusan…

o nehrin mavi dudakları vardı adına xx demişler
yüzünü saklasan avuçlarından erguvanlar
taşardı
bir bahardı belki tebessümü hiç açmayan
dam uçlarından utangaç b-akan
bilmem ki heyecana mı yenik düştü bu rüzgâr
yeminli bir lanet gibi
adam düştü…

Sayı: 31, Yayın tarihi: 23/10/2008

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics